Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.
Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.
Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin yeni konuğu Mislina Göksel oldu.
Hayranlık kimi insanlar için bir sanatçıyla, kimi insanlar için bir sesle başlar. Mislina Göksel için o hat, çocuk kitaplarının kurduğu dünyada açılıyor.
Renkli illüstrasyonlar, duyguyu doğrudan anlatan metinler ve insanı yavaşlatan küçük izler; zamanla bakışını, zevkini ve yaşam alanıyla kurduğu ilişkiyi biçimlendiriyor.
Hayranlık tek bir nesneye yönelen yoğun bir beğeniden çıkıp, gündelik hayatın içine yayılan bir dikkat biçimine dönüşüyor.
Sana Hayranım serisinde, hayranlığın insanın düşünme ve hissetme biçimini nasıl dönüştürdüğünü konuşuyoruz.

Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?
MİSLİNA GÖKSEL
Beni gerçekten büyüleyen şey, okuduğumuz çocuk seçkileri içerisindeki duyguların en düz, en filtresiz hâliyle anlamlandırılabilmesi sanırım. O metinlerde her şey olduğu gibi; saklanmadan, süslenmeden var oluyor. Ama zamanla bundan ne kadar uzaklaştığımızı, o saf duyguları kendi içimizde ne kadar komplike hale getirdiğimizi fark etmek bana hep çok çarpıcı geliyor. Belki de bu yüzden, o yalınlığın ve doğrudanlığın izini hâlâ içimde aramaya devam ediyorum.


Yaşam alanında muhakkak olmasını istediğin şey nedir? Ona karşı hislerin nedir?
MİSLİNA GÖKSEL
Yaşam alanımda muhakkak olsun dediğim şey, bana kendimi hatırlatan küçük izler sanırım. Çok büyük ya da gösterişli şeyler değil; bir köşede duran bir kitap, bir çizim, bir ışık belki küçük bi çocuk. İçeri girdiğimde bana ‘buradasın’ diyen, beni yavaşlatan ve kendi içime döndüren detaylar. Çünkü bir alanı gerçekten yaşanır kılan şeyin, içindeki eşyalarla birlikte, hissettirdiği duygu olduğuna inanıyorum.

İlk kez hayranlık duyduğunu hatırladığın bir anı anlatabilir misin?
MİSLİNA GÖKSEL
Benim küçük bir kardeşim var; serüven aslında komiktir ki onunla başlıyor. Kendisine çocuk kitapları seçmeye başlayıp, o dünyalarda kaybolana dek… İçeriğiyle birlikte asla atlamak istemediğim bir diğer kısım da, içlerindeki birbirinden çılgın, keyifli, yaratıcı ve renkli illüstrasyon tasarımları. Bir duyguyu bir çizimle ya da bir karakterle yansıtabilmek, benim nezdimde gerçekten gıpta edilesi. İşte öyle gide gele; okuyarak, dokunarak gelişen bir hayranlık diyelim.
Hayran olduğun şey seni nasıl değiştirdi?
MİSLİNA GÖKSEL
Kesinlikle… Hayran olduğum şeyler beni sadece izlemekle kalmadı; içlerine girip onlarla yaşadıkça, düşünme ve görme biçimim değişti. Sanat, hikâye ya da bir fikir… Onlara dokundukça kendi sınırlarımı ve algımı fark ettim. Şehir hengamesinde durmayı, bir tasarımı farklı bir açıdan görmeyi öğrenmek gibi… Biraz şiirsel oldu belki ama tam da hissettiğim bu, şöyle de diyebilirim hayran oldum değiştim ve geliştim.
“Bir dönem hayrandım ama şimdi pek değil.” dediğin bir şey var mı?
MİSLİNA GÖKSEL
Aslında pek çok şeye hayrandım; birini seçmek neredeyse imkânsız. Eskiden metalciydim, metal gruplarını araştırır, albümlerini baştan sona dinlerdim. O dönemler hayatımın tamamı o ritim ve seslerle akacak gibi gelirdi. Ah, asilik… Hâlâ çok seviyorum, ama artık müzik zevkimi tek bir yere ait hissetmiyorum; her türden bir hayranlık ve merakla doluyum.

Hayran olduğun şey nasıl bir dünya kurmana yardımcı oluyor? Seni nelerden koruyor?
MİSLİNA GÖKSEL
Hayranlığım sayesinde, küçük bir etkiye, bir sese veya bir tasarıma bile kalbimi açmayı öğrendim. Bazen hayranlık, bizi kendimize en hızlı döndüren yol oluyor. Daha nice hayran olunası duygulara..
SANA HAYRANIM #10 | YALÇIN PEMBECİOĞLU
SANA HAYRANIM #8 | EDA EMİRDAĞ
SANA HAYRANIM #7 | SEDA ERCİYES
SANA HAYRANIM #5 | ELİF BEREKETLİ
SANA HAYRANIM #4 | KÜBRA SU YILDIRIM
SANA HAYRANIM #3 | ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
