Tasarımcı Paul Nicholson, 33 yıl önce eskiz defterine bir şeyler çiziktirdi. O çiziktirmeleri, yavaş yavaş Aphex Twin logosuna dönüştü. Richard D. James’in afallatıcı müzikal dehası, beyaz bir zemin üzerinde siyah çizgiler ve yumuşak köşelerde gün yüzüne çıktı.

Bir sanatçıyla, bilhassa da ses gibi ele avuca sığmayan, uçucu bir araçla üreten müzisyenlerle bire bir özdeş görsel karşılıklar bulmak kolay değil. Bu görsel karşılıkların sanatçının kendisinin ve müziğinin ötesinde yankılar uyandırması ise eşine çok daha nadir rastlanılan bir tabiat olayı. Ancak böylesi bir tabiat olayı gerçekleştiği takdirde müziğin soyutluğu simgelere dönüşüyor, o simgeler doğdukları toprakların sınırların ötesine taşıyor ve dünyamızın uluslararası kanvasına bir motif olarak yerleşiyor.
Richard D. James’in, hepimizin bildiği adıyla Aphex Twin’in 1992’de gün yüzüne çıkardığı o benzersiz logosu, işte o simgelerden birisi. Kelimenin tam anlamıyla evrenimizin bize, müzikseverlere, bulmaca meraklılarına, gizem tutkunlarına esprili bir süprizi. Bir başka deyişle; EP, albüm kapakları ve müzik kliplerinden fırlayarak kupalardan tişörtlere, çoraplardan şapkalara, sticker’lardan telefon kapaklarına AFX’in tuhaflık büyüsünü fısıldayan bir tılsım âdeta.



Aphex Twin’in Windowlicker klibinden esinlenerek Warp Records tarafından limitli sayıda hazırlanan logo şemsiye.
İlk defa müzisyenin kariyerinin hemen başında, Xylem Tube kısaçalarında karşımıza çıkan bu belli belirsiz şekil, bir müzisyenle görselliğinin sırt sırta ve el ele nasıl da uyumlu bir birliktelik ortaya koyabileceğinin harikulade bir örneği. Sırların, bilinmezliklerin ve modern şehir efsanelerin sisli koridorlarında saklambaç oynayan Twin’in, bol salvolu dijital manipülasyonlarla minimal dinginlikler arasında salınan amorf müziğinin çizgilerde kristalize olan bir hâli.



Warp Records tarafından 2018 yılında üretilen Aphex Twin oyuncağı. 1995’teki Aphex videosundan meşhur Donkey Rhubarb motifi.
Öyle ki Aphex’in yakın arkadaşı, canlı performanslarının raver dansçılarından tasarımcı Paul Nicholson’ın bir yaratımı olan bu logonun tarihinin de buğulu olması hiç şaşırtıcı değil. 1991 yılının sonunda, Richard D. James’in gölgeler arasındaki silüeti yeni yeni sahneye taşınırken tasarlanan AFX logosunun izini Nicholson’ın eskiz defterinin çiziktirmelerle dolu sayfalarına kadar sürmek mümkün.
O eskiz defterinin sayfaları, Paul Nicholson’ın yalnızca yuvarlak şablon ve düz cetveller kullanarak ilk denemelerini yaptığı logonun sıfıra en yakın noktası. Çünkü ilhamı da bir muamma olan bu kara kalem denemeler, hem kimliğini hem de müziğini şifreleyerek paketleyen Aphex Twin’in esrarengiz bir etiketi olacak o garip şeklin doğumunun da müjdesi.



AFX logosunun ilk eskiz çalışmaları ve Paul Nicholson’ın defteri.
Nicholson’ın ne tam olarak “A” harfine, ne de açıkça “T” harfine benzeyen logosu albüm kapaklarından müzik kliplerine, saç kesimlerinden deri çantaların arkasına sızarken, Aphex fenomenin üniformaları tanıdık bir amblemle imzalanmaya başladı. Bu eşsiz form, günümüzde Richard D. James’in dahiyane sıra dışılığını ilan eden evrensel bir sembol. Bazen gökyüzünde salınan bir zeplinde, bazen bir metro istasyonunun duvarında, bazen internetin en derinlerinde, bazen ise bir ışık efekti olarak konser sahnelerinde Aphex Twin kimliğini görselleştirmeye, müziğini çağırmaya devam ediyor.



Aphex Twin’in 2014 yılında çıkan Syro albümünün iletişim çalışmalarında kullanılması için hazırlanan zeplin.
AFX logosu, müzisyenin ve müziğinin esiniyle efsunlanmış, ancak onun da ötesine geçerek kült bir figüre evrilmiş ortak bir payda artık. Köklerini müzikal topraklara salmış olsa da, sayısız tasarımda ve merch’te serpilerek kendine yeni evler ve sahipler buluyor.
Müziğin çağırdığı aidiyet duygusu, eşyalarımızda ve üstümüzde derinleşerek çoğaldığında daha da güzel. Aphex Twin ve logosu ise, bunun nice örneğinden yalnızca biri.
