Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.
Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.
Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin üçüncü konuğu Orçun Onat Demiröz oldu.


Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?
ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
Sanırım buna Platoncu bir cevap verebilirim. “Phaedrus”, Platon’un diyaloglarında felsefi keşif peşinde olan meraklı bir ruhu temsil eder. Kelimelerin, kavramların, değerlerin, retoriğin, bilginin, estetiğin, aşkın kaynağının ne olduğunu şüpheci bir yerden sorgular, tartışır, kışkırtır. Gençlik enerjisiyle gelen “ilahi delilik” tanımı vardır onda. Benim hayranlık duyduğum veya büyülendiğim şeyler de insan deneyimini anlamaya ya da aşmaya yardımcı olan, bir çeşit coşkulanım yaratan, diyalektik bir alışverişe girdiğim eserler, güzellikler üzerine oluyor.

Yaşam alanında muhakkak olmasını istediğin şey nedir? Ona karşı hislerin nedir?
ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
Çizgi romanlarım, kitaplarım, plaklarım ve posterlerim olmadan asla. Benim için yaşam alanı demek, kendi dünyanı inşa etmek ve seni tanımlayan simgeleri, imajları ortaya çıkarmak demek. Dolayısıyla yaşam alanı, kendimiz için yarattığımız bir sergi alanı aslında. Bence yuva kavramı da bununla ilintili. Bir yerin sıcaklığı ve aitlik hissi de bu şekilde belirleniyor. Yabancı bir yerde hissetmemek için hepsi.


Hayran olduğun şey seni nasıl değiştirdi?
ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri inanma ihtiyacıdır. Bu açıdan hayranlık duyduğum şeyler beni tinsel olarak dönüştürdü, inanmamı ve yolumda kararlılıkla yürümemi sağladı. Tolstoy’a göre bir aslana dönüşüm yolculuğunda dört evre vardır. Cehaleti seçmek, zevki seçmek, intiharı seçmek ve bilgiyi seçmek. Bilgiyi seçenler hayatın anlamsızlığını kabul ederek arafta kalırlar. Ancak amaç edinmeye, irade sahibi olmaya ve ölüm bilincine dair derinlik oradadır.
“Bir dönem hayrandım ama şimdi pek değil.” dediğin bir şey var mı?
ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
Tabii ki! Birçok yönetmen, birçok grup/müzisyen ve birçok yazar. Örneğin; Roman Polanski’nin sinemasına üniversite yıllarımda çok büyük bir ilgi duyuyordum. “Bitter Moon” filmini kaç kere izlediğimi hatırlamıyorum. “Apartman” üçlemesi de öyledir. Özellikle Apartman üçlemesindeki psikanalitik açılımlara, psişeye yaklaşımına, karanlık arzulara ve deliliğe açılan kapılara büyük bir hayranlık besliyordum. Lacancı perspektiften de acayip bir yerdedir Polanski sineması.
Fakat hayatındaki ayrıntıları kazıdıkça ve içindeki pedofili canavarını öğrendikçe uçtu gitti hepsi, toz oldu. Lars von Trier de benzer bir yerde duruyordu benim için. Onun da Nazi sempatizanlığı yaktı yıktı her şeyi. Geçen yıl yayınladığı ve “kız arkadaş” aradığını ifade ettiği video da cenaze töreniydi zaten. O yüzden “cancel culture”ın ve sosyal statüleri yok etmeye yönelik “boykot” fenomeninin önemli olduğunu düşünüyorum. Hakikatin her yerden saldırı altında olduğu, eğilip büküldüğü, safsata ticaretinin yapıldığı bir “post truth” çağında da ideolojik olarak yere sağlam basmak ve zor beğenen biri olmak gerekiyor.
Hayran olduğun şeyi kısaca anlatmak ve bununla ilgili bir mesaj hazırlamak istesen, bu nasıl bir formatta olurdu ve ne derdin?
ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
Friedrich Nietzsche’ye ve bıyıklarına dair bir tasarım olurdu herhalde. Üstüne de koca koca puntolarla “KILL YOUR IDOLS!” (İdollerini öldür!) yazardım. T-shirt olarak tasarlamak ister misiniz bunu? 🙂
Hayran olduğun şey nasıl bir dünya kurmana yardımcı oluyor? Seni nelerden koruyor?
ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
Meraklı, tutkulu, çenebaz ve tartışmadan kaçınmayan bir dünya kurmama yardımcı oluyor. Bağnazlıktan, toplum ve mahalle baskılarından da koruyor, bildiğimi okumamı sağlıyor. 🙂
FOTOĞRAFLAR: ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
