AM’in sesini ilk gitar riffinden, kapağını tek bir beyaz dalgadan tanıyoruz. Arctic Monkeys’in ağır gitarlarla R&B ritimlerini buluşturduğu albüm, gecenin kararsızlığını kendinden emin bir tavırla anlattı. Kliplerden tişörtlere uzanan görsel dünyası, bu tavrı gündelik hayatımıza taşıdı. Albümün 13. yılında, müziğiyle tasarımının birbirini nasıl beslediğine bakıyoruz. İstanbul’daki dinleyiciler için bu hikâyenin bir tarihi daha var: Yeni şarkıların Rock’n Coke sahnesinde yankılandığı 7 Eylül 2013.
Yazı: Nazlı Sönmez

GECENİN RİTMİ, 2013 RUHU:
AM hakkında yazılan ilk yazılara baksanız yine aynı kelimeleri görürsünüz: “Seksi, karanlık, hip-hop etkili…” Peki bu ifadeler albümü anlamaya gerçekten yetiyor mu?
Alex Turner ve ekibi, ilk albümlerindeki telaşlı enerjiyi daha ağır tempolu, bas ağırlıklı bir gece atmosferine taşıdı. Bu tercih albümün bütün yapısını belirledi. R&B groove’ları, dikkat çeken geri vokaller ve ağır ağır yürüyen gitarlar düzenlemenin aktif parçaları. Gece vakti atılan o cevapsız mesajlar da bu atmosferin tamamlayıcısı.



DEV DÖNÜŞÜM, BÜYÜK TAVIR
Albüm boyunca görsel dünya ve şarkı yapıları şaşırtıcı derecede iç içe geçmiş hâlde. Arctic Monkeys şarkılarında olabilecek en sade yolları tercih etti. Daima dinleyiciyi doğrudan ritmin içine çeken, o ikonik davul-bas uyumunu ön planda tutmak hedeflendi.
Üstelik bu, İngiltere’nin “indie sevgilisi” olan bir grubun küresel bir rock ikonuna dönüşümünün ortasında uygulandı. Bu tavır Alex Turner’ın sahnedeki tavrını da büyüttü. Grubun enerjisiyle derinin, briyantinin ve şöhretin ağırlığını bir araya geldi.
SES DALGASI SİMGEYE DÖNÜŞÜYOR
Siyah arka plan üzerindeki o minimalist ses dalgası, deri ceketler ve vintage mikrofonlar… AM, dijital çağda anında tanınabilir bir görsel kimlik yarattı.
Albümün görsel dünyası da müzikteki o gece atmosferinin bir uzantısı oldu. Matthew Cooper’ın kapak tasarımındaki geniş boşluklar, dikkati beyaz dalgada topluyor. Siyah-beyaz kontrastı, küçük bir ekran görüntüsünde bile şeklin tanınmasını kolaylaştırıyor. Bu sadeliği, albümün döngüsel ritimlerinin görsel karşılığı olarak okumak da mümkün.

PARLAK YÜZEYİN ALTINDAKİ DUMANLI HAVA
Şarkılarda ağır R&B davulları, zihne kazınan bas yürüyüşleri ve falsetto geri vokaller önde. Sert gitar riff’leri, stoner rock dokuları ve hip-hop etkili ritimler da albümün parlak yüzeylerini kışkıştıyor. “Arabella”nın sert gitarları ile “Why’d You Only Call Me When You’re High?”ın esnek ritmi, bu karışımın iki ucunu temsil ediyor.
Turner kelimeleri bir enstrüman gibi, iç kafiyeler ve ritmik tekrarlarla kullanıyor. Bu onun imza marifetlerinden biri. Sheffield mizahı ile Los Angeles stili birbirine sürtünüyor. Albümün gerilimi de bu İngiliz-Amerikan sentezinden doğuyor.



ŞARKININ GÖRÜNEN RİTMİ
“Do I Wanna Know?” klibi, albüm kapağıyla aynı görsel dile sahip. David Wilson’ın yönettiği animasyonda çizgiler, vokalin ve enstrümanların hareketini izliyor. Beyaz dalgalar giderek çoğalıyor, renkleniyor ve bedenlere dönüşüyor. Kapaktaki kontrollü çizgi, klipte şarkının arzusuna ve huzursuzluğuna eşlik ediyor. Sesle görüntü arasındaki bu bağ, albümün simgesini iyice hafızaya yerleştiriyor.
7 EYLÜL 2013: İSTANBUL’UN AM GECESİ
AM, bundan 13 yıl önce 9 Eylül’de yayımlandı. Grup, tüm dünya albümü dinlemeden sadece iki gün önce İstanbul’daydı. 7 Eylül’de son kez gerçekleşen Rock’n Coke festivalinde muhteşem bir konser verdi.
Konser “Do I Wanna Know?” ile açıldı. “Arabella”, “Why’d You Only Call Me When You’re High?” ve “R U Mine?” de o gece çalınan yeni şarkılar arasındaydı. O gün Hezarfen’de olup konseri izleyenler için AM’in hikâyesinde büyülü bir İstanbul gecesi de var.
Müzik, tasarım ve moda üçgeninde daha fazla içerik okumak istersen M-Mag‘e bekleriz

































































