Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.
Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.
Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin yeni konuğu Eda Emirdağ oldu.
Bu röportaj Mart 2025 tarihinde gerçekleşmiştir.
Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?
EDA EMİRDAĞ
Işığı geçirebilen nesnelerle karşı muazzam bir çekim hissediyorum ve sahiden büyüleniyorum. Bunlar, ışığı geçiren ama aynı zamanda kendi varlığıyla görünüşe katman ekleyebilen nesneler; su, meme silikonu, cam prizmalar mesela.
Sanırım bunu da ilişkisel anlamda düşündüğümde, duygusu okunabilen insanlara benzetiyorum. Samimiyet de ‘büyülendiğim’ bir tavır mesela.
Işığı geçiren ama aynı zamanda kendi varlığını hissettiren nesneler, tıpkı duygularını saklamayan, ama yine de kendine has bir derinliği olan insanlarla özdeşleştiriyorum.

Yaşam alanında muhakkak olmasını istediğin şey nedir? Ona karşı hislerin nedir?
EDA EMİRDAĞ
Oyun. Bu benim için yeni bir tavır; anlamlandırmanın ötesinde, oyunlaştırarak ilişki kurabilmek. Oyun, keşfetmeye ve deneyimlemeye açık bir alan yaratıyor.
Sanatta, ilişkilerde ve hatta yaşamın kendisinde oyunlaştırma, katılımı ve bağlantıyı güçlendiren bir şey olabilir.
Gündelik hayatıma oyun ruhunu dahil edecek ritüeller hatta inançlar ekliyorum sonra inançtan sıyrılmaya çalışma oyunu bile oynuyorum. Oyun, heyecanı ve merakı canlı tutuyor. Belki de en çok bunu seviyorum.

İlk kez hayranlık duyduğunu hatırladığın bir anı anlatabilir misin?
EDA EMİRDAĞ
Belki bu günlerde çok fazla karşıma çıktığı ve çocukluğumu çağrıştırdığı için kolaylıkla ‘hayranlık’ hissettiğim şey 7 yaşında üst komşumuzda gördüğüm piyano idi. Kimse çalmıyordu fakat kapağın altında sadece sen dokunduğunda seninle konuşan, varlığı, kapladığı alanı benden çokça büyük ve hakimiyet değil seninle dans etmek isteyen bir varlıktı.
O zamanlar cesaret edememiştim dokunmaya dahi ama şimdilerde o da benimle buluşmak istiyor ki sürekli karşıma çıkıyor.
Hayran olduğun şey seni nasıl değiştirdi?
EDA EMİRDAĞ
Hayran olduklarım önce aşk gibi yüksek bir duyguyla sonra durumu gene kendime yorarak şekilleniyor. Hayranlık duyguma hayran olmak gibi bir şeyden bahsediyorum. Karşımdakine hayran olmak değil, kendi hissime odaklanmak onu görebilmek ve asıl kutsal olanın benim ona hissettiğim olduğunu anladığımda işler fevkalade değişmeye başladı.


“Bir dönem hayrandım ama şimdi pek değil.” dediğin bir şey var mı?
EDA EMİRDAĞ
Umay Umay ve tanışıklığımız sonucu bende deşifre olmuş ‘ünlüler’
Hayran olduğun şeyi kısaca anlatmak ve bununla ilgili bir mesaj hazırlamak istesen, bu nasıl bir formatta olurdu ve ne derdin?
EDA EMİRDAĞ
Bunu şükür ki sanat yoluyla yapabilecek araçlar tanıyorum.
Fotoğraf, video en temel ‘oyuncaklarım’. Bir şekilde de etkileşim hissini içinde tutabilirsem çok mutlu oluyorum. Bu etkileşim sınırları zorlayıp oradan bir duygu çıkarmaya çalışmak da olabilir. Kışkırtıcı, sorgulayıcı, erotik, irite edici de olabilir. Yeter ki duygu çıksın.
Diyeceğim şey ise görsel ifade alanına sahip olduğumu düşündüğüm için ancak öyle en iyi şekilde aktarabilirim.
“Hayranlık, bir şeye değil, onun bende yarattığı hisse dair. Onu görmemin, ona bakmamın ve onun içinden geçmemin şekli benim hikâyemdir.” diyebilirim.

Hayran olduğun şey nasıl bir dünya kurmana yardımcı oluyor? Seni nelerden koruyor?
EDA EMİRDAĞ
Şu aralar hayran olduğum şeyler; oyun, şeffaflık, katmanlar ve etkileşim bana akışkan, deneyime açık ve keşif dolu bir dünya kurmama yardımcı oluyor.
Bu dünya, keskin sınırları olmayan, bir anlamda kendini sürekli yeniden şekillendiren bir alan. Belki bir ışık kırılması gibi… Gerçeklikle oyun oynayabilen, duyguları birer malzeme gibi kullanabilen bir dünya. Sabit tanımlardan uzak, esnek, dönüşebilen, merakın kaybolmadığı bir yer.
Sanırım bu kurduğum oyun beni katı gerçeklikten ve bu günlerde yeni öğrenmeye çalıştığım anlam yüklemeden koruyor. Oyunlaştırarak ilişki kurduğumda, anlam arayışının getirdiği katılığı bırakabiliyorum.
Bazen şeyleri olduğu gibi deneyimlemek, onlar hakkında fazla düşünmeden onlarla akışa geçmek çok daha özgür hissettiriyor fakat dediğim gibi bende yeni öğreniyorum.
SANA HAYRANIM #7 | SEDA ERCİYES
SANA HAYRANIM #5 | ELİF BEREKETLİ
SANA HAYRANIM #4 | KÜBRA SU YILDIRIM
SANA HAYRANIM #3 | ORÇUN ONAT DEMİRÖZ

















































