ŞUBAT = AŞK AYI. MELİKE ŞAHİN VE KALBEN AŞK SETLERİNİ KEŞFET.

MÜZİK, GÖRSELLİK VE BİR OTOYOL HİKÂYESİ: OK COMPUTER’IN SIRLARLA DOLU EVRENİ

0017

Hikaye

Müzik, her zaman sadece duyduklarımızdan ibaret olmadı. Albüm kapakları, posterler, plak tasarımları ve hatta tişörtler; seslerin somutlaşan hâlleri olarak bizi sanatçıların yarattığı evrenin daha derinlerine çeker. Radiohead’in ikonik albümü “OK Computer” bu gerçeğin en güçlü örneklerinden biri. 28 yaşını dolduran albümün görsel evreninde otoyol rüzgarını içimize çekerek bir tur attık.

Beyazın içindeki belirsizlik: Donwood’un görsel felsefesi

1997 yılında yayınlanan “OK Computer”, müzikal anlamda bir devrim yaratmanın yanında görsel kimliğiyle de albüm kapaklarının ne kadar önemli olduğunu yeniden hatırlattı. Stanley Donwood’un Thom Yorke ile birlikte tasarladığı bu kapak, ilk bakışta kaotik ve belirsiz görünür. Ancak bu belirsizliğin ardında bilinçli ve derin bir anlam dünyası mevcut.

OK Computer’ın 20. yılında çıkan OKNOTOK isimli özel box set’i
OK Computer’ın 20. yılında çıkan OKNOTOK isimli özel box set’i

Hartford’tan kozmosa: Bir hayranın dedektifliği

Örneğin, Sex Pistols’ın amiral gemiliğini yaptığı punk rock; soylu statüleri, temel ve muhafazakar aile değerlerini, sözümona ahlaklı bir yaşamın değerlerini reddetti. Öte yandan punk rock, müziğin ötesine geçen duruşunu mohawk saç stillerinde, siyah deri ceketlerde, spike (çivili) bilekliklerde, dudaklarına çengelli iğne geçirilmiş Kraliçe Elizabeth tişörtlerinde ve daha birçok stil, aksesuar ve merch’te somutlaştırdı. Şarkıların ve albümlerin ses manzaralarından sokağa; günlük yaşama, gardroplara ve vücutlara taşan müzik, sığınılan ve ait olunan çatı bir kimliğin temsiliydi. Müzik, normlarla kavgalı ve günün beyaz Britanyalı değerlerine yabancılaşmış bir neslin özgürlüğe kaçış bileti olarak stüdyonun sterilliğinden hayatın karmaşasına ve renkliliğine aktı.

Amerika’nın Connecticut eyaletindeki Hartford şehrinde bulunan bir kavşağı gören Hilton Oteli’nin penceresinden bir fotoğraf

Bu kapak görselinin bulunmasıyla müziğin ve tasarımın etkileşim gücü bir kez daha gözler önüne serildi. İnsanlar, sevdikleri albümlerin dünyasına daha derinlemesine girmek ister. Çünkü bir albüm, sadece şarkılardan ibaret değildir; sanatçının zihin dünyasına açılan bir kapıdır. Radiohead, bu kapıyı müzik ve görsel sanatın kusursuz birleşimiyle sonuna kadar açtı.

Radiohead - OK Computer cover
Radiohead – OK Computer albümünün kapağı

Görselin simgesel yükü ve gücü

Thom Yorke ve Stanley Donwood, kapağı tasarlarken belirsizliği, bulanıklığı ve kaosu özellikle tercih etmişti. Hayatın öngörülemezliği, kaderin kaçınılmaz müdahalesi ve modern dünyanın birey üzerinde yarattığı yabancılaşma hissi, bu soyutlaştırılmış otoyolda görselleşti. Kapakta bulunan “Lost Child” afişi ve bulanık harfler, albümün derinliklerinde anlatılan hikâyelerin ipuçlarına sahip.

Pink Floyd’a açılan arka kapı

Hikâye bununla sınırlı değil. Albüm kapağı, Pink Floyd gibi kült grupların ikonik görsellerine de atıflar mevcut. Kapaktaki iki erkek silüeti, Pink Floyd’un “Wish You Were Here” albümündeki iş insanlarını çağrıştırırken domuz figürü de “Animals” albümündeki efsanevi Algie’ye bir işaret olabilir. Bu bağlantılar, dinleyicileri albümler arası görsel ve kavramsal yolculuğa bir davet aynı zamanda.

OKNOTOK box set’i hazırlanmış bir tanıtım içeriği

Fiziksel bir yer, kolektif bir hafıza

“OK Computer” albümünün görsel dünyasının bu denli detaylı ve derinlikli olması, onu sadece müzik olarak tüketmenin ötesine taşıdı. “OK Computer” kapağındaki yol, yıllar içinde gerçek bir yolculuğa dönüştü; hayranları için fiziksel bir ziyaret noktası, ortak bir hikâye, kolektif bir hafıza yarattı.

OK Computer albümünün kitapçığından taratılmış tasarım detayları
Albümün tasarım evreninden detaylar

Müziğin gücü tam da burada saklı. Sesleri görsellere, duyguları nesnelere, hikâyeleri ortak anılara dönüştürdü. “OK Computer”ın kapağı, tüm bu katmanları içinde barındıran bir sanat eseri olarak bugün hâlâ bizi keşfetmeye ve anlamaya davet ediyor. Ne büyüleyici ama…

Müzik, tasarım ve moda üçgeninde daha fazla içerik okumak istersen M-Mag‘e bekleriz.

SANA HAYRANIM #6 | LARA LAKAY

0016

Söyleşi

Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.

Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.

Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin yeni konuğu Lara Lakay oldu.

Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?

LARA LAKAY

Su. Vallahi su. Kaç gün düşündüm var mı kapışacak bir şey diye, eşe dosta da sordum “abi ben neyden büyüleniyorum sizce” diye. Konsensus su. Benden hep deniz çıkıyor. Ege’yle, Akdeniz’le, Boğaz’la çok içiçe geçtim ben, küçüklüğümden beri. Atası, dedesi, ruhu, taşı, çakılı, sanatı derken kayboldum içinde. Kuyruğum kuruyor denizden uzak.

Yaşam alanında muhakkak olmasını istediğin şey nedir? Ona karşı hislerin nedir?

LARA LAKAY

Hiç bulandırmayalım: kitaplarım. Kalkan görevi görüyorlar en basitinden.

Lara'nı kitapları
Lara’nın kitapları

İlk kez hayranlık duyduğunu hatırladığın bir anı anlatabilir misin?

Lara Lakay

Muazzam zor bir soru bu, ama hazır Mısır’dan ayağımın tozuyla gelmişken ilintili bir cevabım var. Babam, ben daha ilkokul ya da orta sınıflardayım, Kahire Müzesi’nin bir kataloğunu getirmişti bana. “Horus’un/Ra’nın gözü” diye bir imge vardı orada görmüşsündür illa ki. 24 saat kapanmayan, güneş ve ayla nöbetleşe açık kalan bir vicdan gözüymüş, o manevi anlamını çok sonra okudum tabii fakat hatırlıyorum sürekli koluma bacağıma çiziyordum o sembolü.

Eye of Horus
Eye of Horus

Hayran olduğun şey seni nasıl değiştirdi?

LARA LAKAY

Meraklı oldum. “Ra’nın gözü” iyi bir örnek çünki oldum olası dillere, sembollere, imgelere hayranım. Çok iyi hatırlıyorum, küçükken oyuncak telefonlarım vardı, millet barbie bebek oynardı ben dünyanın farklı yerlerindeki hayali arkadaşlarımla, atmasyonca İtalyanca, Portekizce, Arapça falan konuşuyordum. (Deli diyecekler) O küçük çocuk and içmiş bir yerde ben bunları öğrenirim diye, sonra da onların hayatını çok merak ediyorum, gideyim göreyim dünyayı demiş. Meraklı bir gezgin oldum ben anlayacağın, nereye koysan evde hissediyorum. 

“Bir dönem hayrandım ama şimdi pek değil.” dediğin bir şey var mı?

LARA LAKAY

Titanik 90’larda çıktı ya bizim çocukluğumuzda, ben taktım kafayı transatlantiklere, bineceğim de bineceğim, gemiler de gemiler. Şimdi Karaköy’e yakın oturuyorum her sabah illa ki bir tanesi çıkıyor karşıma yürürken, koşarken. Üstüne para verseler, bir gün dayanır mıyım bilmem. Sandal mandal, balıkçı teknesi işler bana.

Hayran olduğun şeyi kısaca anlatmak ve bununla ilgili bir mesaj hazırlamak istesen, bu nasıl bir formatta olurdu ve ne derdin?

LARA LAKAY

Bu aralar farkettin mi bilmiyorum, Akdeniz havzasındaki müzik kültürlerinin bir arşivini çalışıyorum bağımsız bir proje için. Tony Gatlif’in Vengo’sunda Sheikh Ahmed Al-Tuni ve flamenko gitaristlerinin bir doğaçlama bölümü var. Filmin başı zaten. Ben böyle tüylerimi diken diken eden bir hayranlığa en son ne zaman kapıldım bilmiyorum. Koyalım linki, ben daha da bir şey demeyeyim.

FOTOĞRAFLAR : LARA LAKAY


SANA HAYRANIM #5 | ELİF BEREKETLİ

SANA HAYRANIM #4 | KÜBRA SU YILDIRIM

SANA HAYRANIM #3 | ORÇUN ONAT DEMİRÖZ

SANA HAYRANIM #2 | DİLARA ŞAHİN

SANA HAYRANIM #1 | AYLİN KUTKU