ŞUBAT = AŞK AYI. MELİKE ŞAHİN VE KALBEN AŞK SETLERİNİ KEŞFET.

SANA HAYRANIM #5 | ELİF BEREKETLİ

0015

Söyleşi

Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.

Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.

Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin dördüncü konuğu Elif Bereketli oldu.

Sana Hayranım: Elif Bereketli
Elif Bereketli‘nin #metaphorsforlife serisinden

Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?

ELİF BEREKETLİ

Düşündüğümde, beni en çok etkileyenin gösterişli bir güçten ya da parlayan bir yetenekten ziyade bir tavır olduğunu fark ediyorum. Vakur ama at gözlüğü takmayan; güçlü ama kırılmayan, kararlı ama neşeli, omurgalı ama esneyebilen bir tavır. Hem hayata meydan okuyan bir netlik taşıyor, hem de değişime açık bir olgunluk. İşte bu hâl, benim en çok hayranlık duyduğum şey. Kararlılık ve esneklik arasındaki o ince çizgide durmayı seçmek de, durabilmeyi becermek de bana çok etkileyici geliyor. Sadece siyaset ya da düşünce sahnesinde değil, gündelik yaşamda, hiç beklenmedik anlarda, hatta doğada bile metaforik bir anlamda göreceğiniz bir duruş bu.

Sana Hayranım: Elif Bereketli
Elif Bereketli ve ablası Zahide

İlk kez hayranlık duyduğunu hatırladığın bir anı anlatabilir misin?

ELİF BEREKETLİ

Çocukken, ablamın özellikle de kadınlık meseleleri üzerinden annemle tartışmalarını hayranlıkla izlerdim. O tartışmalarda sesi titremeden, gözünü kaçırmadan annemin bize “doğru” diye sunduğu değerleri sorgulardı. Kendi önerilerini getirir, artık bu yoldan yürüyeceğini ilan ederdi. “Vay, böyle bir şey de mümkünmüş,” diye düşünerek izlerdim. Hâlâ o anlardan kalan bazı lafları kullanırım; her seferinde de fark ederim: “Aaaa, bu ablamın lafıydı.”

Bir dönem hayrandım ama şimdi pek değil.” dediğin bir şey var mı?

ELİF BEREKETLİ

Bir dönem havalı ve yüksek sesli olanlara çok hayrandım. Daha gençken, bunu gücün yegâne tanımı sanardım. Hep dikkat çeken figürler gözümü kamaştırırdı. Ama artık o tipler geçmiyor bana. Gereksiz bulmuyorum onları ama hayranlık da duymuyorum. Artık göze sokulmayan ama derinliğiyle, yaratıcılığıyla, neşesiyle yer eden hâllere; kendinden emin ama bunu göstermek zorunda hissetmeyen insanlara hayranlık duyuyorum.

Sana Hayranım: Elif Bereketli
Elif Bereketli‘nin #metaphorsforlife serisinden bir fotoğraf
Elif Bereketli'nin #metaphorsforlife serisinden bir fotoğraf
Elif Bereketli‘nin #metaphorsforlife serisinden bir fotoğraf

Hayran olduğun şey nasıl bir dünya kurmana yardımcı oluyor? Seni nelerden koruyor?

ELİF BEREKETLİ

Bana tek bir doğrunun olmadığını hatırlatıyor olsa gerek. O hayranlık duyduğum tavır, kendi yolumu çizerken dış seslere karşı bir filtre gibi çalışıyor. Özümle bağlantımı koparmadan esneyebilmeyi, değişebilmeyi öğretiyor. Beni acelecilikten, taklitten, yüzeysellikten koruyor. Bana derinlikli düşünmeyi, zamana yayılmayı, sabırlı olmayı anımsatıyor. Böyle olduğunu umuyorum.

FOTOĞRAFLAR VE İLLÜSTRASYON: ELİF BEREKETLİ