MELİKE ŞAHİN, KALBEN VE SHE PAST AWAY YAZ SETLERİNİ ŞİMDİ KEŞFET.

SANA HAYRANIM #2 | DİLARA ŞAHİN

0011

Söyleşi

Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.

Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.

Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin ikinci konuğu Dilara Şahin oldu.

Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?

DİLARA ŞAHİN

Yaşadığımız simülasyon içerisinde beni en çok büyüleyen şey kediler. Onların doğası, tek başınalığı, rutinleri, vazgeçmemeleri ve her türlü zorluğa rağmen belki de hepimiz için en zor görev olan yaşamı büyük bir titizlikle devam ettirebilmeleri benim için başlı başına bir kitap, bir deneyim ve yaşamın ta kendisi. Kendileri hakkında John Gray tarafından yazılmış çok nadir güzel bir kitap da var: Feline Philosophy: Cats and the Meaning of Life. Kesinlikle tavsiye ederim.

Kedi Mimi
Kolaj: Dilara Şahin

Yaşam alanında muhakkak olmasını istediğin şey nedir? Ona karşı hislerin nedir?

DİLARA ŞAHİN

Kedi! Muhakkak ve muhakkak kediler. Kediler benim için bir ağrı kesici gibiler; ansızın gelen bir ağrıyı iyileştirebilecek güce sahipler. Onların ardından ise kitaplar, kalem ve defterler gelir.

Perran Kutman
Kolaj: Dilara Şahin
Kolaj: Dilara Şahin

İlk kez hayranlık duyduğunu hatırladığın bir anı anlatabilir misin?

DİLARA ŞAHİN

Çocukluk dönemimde Gani Müjde’nin yazmış olduğu Hayat Bilgisi adlı diziyi obsesif bir şekilde takip ediyordum. Bunun nedeni de Afet Güçverir karakterini canlandıran Perran Kutman’dı. Kendisi, neredeyse nesilden nesile bir çok kişinin hafızasında ve kalbinde yer tutmuş bir sanatçı. İlk hayranlığım kendisine ve oyunculuğunun güçlü yorumuna karşı gelişmişti. Ardından Michael Jackson geldi. 🙂

“Bir dönem hayrandım ama şimdi pek değil.” dediğin bir şey var mı?

DİLARA ŞAHİN

Perran Kutman ve Michael Jackson 🙂 Onlar gibi sanatçılar beni sanata, özellikle de sinema dünyasına daha da yönlendirdiler. Bu yönde beni etkileyerek VGIK’ten Film Yönetmenliği bölümünden mezun olmamı sağladılar.

Kolaj: Dilara Şahin
Kolaj: Dilara Şahin

Hayran olduğun şeyi kısaca anlatmak ve bununla ilgili bir mesaj hazırlamak istesen, bu nasıl bir formatta olurdu ve ne derdin?

DİLARA ŞAHİN

Finger Tips adında İngiliz çocuk televizyon dizisi vardı. 2000’lerin ortalarında yayınlanan bu dizi, evde bulunabilecek nesnelerle yaratıcı projeler yapmayı konu alan bir sanat ve el sanatları programıydı. Muhtemelen bu formatta olurdu; bazı şeyleri uzakta aramamamızın, yakınımızda bulunan bir çok şeyle de üretebileceğimizi ve hayranı olduğumuz kişiler gibi olabileceğimizi anlatırdım. Önceliğim çocuklar olurdu; ne kadar çok zihni “brain rot”tan kurtarabilirsek o kadar iyi olurdu.

Hayran olduğun şey nasıl bir dünya kurmana yardımcı oluyor? Seni nelerden koruyor?

DİLARA ŞAHİN

Hayranı olduğum şeyler, bana yeni bir dünya kurmama yardımcı olmaktan ziyade, mevcut dünyayı yıkmamı engelliyor. Hayran olmak, benim için ünlü tapınma (Celebrity Worship) kavramından ziyade, devam edebilmek için bir neden veya bir örnekten ibaret. Bu bir kitap, bir sanatçı ve sanatı, bir kedi, bir gün doğumu, yaşamın ve ölümün ta kendisi olabilir.

Teşekkürler Mörç!

KOLAJLAR VE FOTOĞRAFLAR:
DİLARA ŞAHİN

SANA HAYRANIM #1 | AYLİN KUTKU

0008

Söyleşi

Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.

Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak. Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin ilk konuğu Aylin Kutku oldu.

Aylin Kutlu-1
Aylin Kutku ve kedisi Mia

İlk kez hayranlık duyduğunu hatırladığın bir anı anlatabilir misin?

AYLİN KUTKU

2001-2003 yılları arasında düzenlenen MTV Müzik Ödülleri, çocukluğumda tekrarlarını izleyip performanslarını taklit ettiğim bir dönemdi. Shakira kesinlikle bendim. O yıllarda teyzemin iskambil kartlarıyla yaptığı oyunlar da aklımda. Ne zaman kart görsem, o zamanları hatırlarım.

Bir dönem hayrandım ama şimdi pek değil.” dediğin bir şey var mı?

AYLİN KUTKU

Nirvana :’) Ergenliğimin en üst safhasında hep yanımdaydı. Şu an dinlemekten kaçıyorum.

Aylin Kutku - Kolaj 1
Kolaj: Aylin Kutku
Aylin Kutku - Kolaj 2
Kolaj: Aylin Kutku
Aylin Kutku - Kolaj 3
Kolaj: Aylin Kutku

Hayran olduğun şey seni nasıl değiştirdi?

AYLİN KUTKU

Birbirinden farklı müzik türleri dinlediğim için karakterimde ciddi bir dengesizlik yarattığını düşünüyorum. Mesela dün güne State Champs’in son albümüyle başlarken, ardından Müslüm Gürses devreye girdi. Sonrasında, “Bu kadar düşme, Kiefer dinle biraz.” diyerek devam ettim. Ardından Da Poet, Kayra ve Frozen Clouds çalmaya başladı ve günü Candan Erçetin’le kapattım.

Yaşam alanında muhakkak olmasını istediğin şey nedir? Ona karşı hislerin nedir?

AYLİN KUTKU

Müzik, eserlerimi yaratırken her zaman önemli bir rol oynuyor. Çoğu zaman bir duygu veya olay üzerine çalışsam da o dönemde dinlediğim albüm ya da parçalar, yarattığım şeyle birlikte evrimleşiyor ve üretimlerimin bir parçası haline geliyor. Kedim Mia ise gizli kahramanım; beni hiç yarı yolda bırakmadı. 🙂

Aylin Kutku - Kolaj 4
Kolaj: Aylin Kutku
Aylin Kutku - Kolaj 5
Kolaj: Aylin Kutku

KOLAJLAR, FOTOĞRAFLAR VE VİDEO:
AYLİN KUTKU

HEY! DOUGLAS İLE İSTANBUL ÇORBASI

0004

Söyleşi

MÖRÇ, Hey! Douglas lezzetlerinin müzik merch’lerinde görselleşerek açılan yeni sofrasına konuk oldu. Yasin’le hatıraların, hikâyelerin, yadigârların ve aidiyetlerin mutfağında, esin kaynaklarının kazanında pişirdiği Hey! Douglas’ı ve Mörç’le işbirliğinin serüvenini konuştu.

Hey! Douglas, İstanbul Çorbası koleksiyonu fotoğraf çekiminde. Üstünde siyah renkli bir tişört var. Yerde oturarak metal bir sandalyeye yaslanıyor. Elinde konserve kutusu açılmış, diğer elinde kağıyı tutuyor.
Hey! Douglas, İstanbul Çorbası tişörtü ile.

Hey! Douglas, doğum adıyla Yasin Vural, 10 yılı aşkın bir süredir Anadolu’nun müzikal geleneğini otantik bir prodüksiyon filtresinden geçirerek ilham kaynaklarının, şehirlerin ve on yılların birbirine karıştığı bir tezgâh açıyor. Bu, onun ifadesiyle “Batı’nın imkânlarını Doğu’nun havanında döven” bir müzik. İstanbul’dan hip-hop’un altın çağının başkentlerine, Ankara’nın müzik pazarlarından Rachid Taha’ya, toprağın mirasından uzayın diskosuna bol salvolu perendeler, Hey! Douglas’ın çok renkli oyun parkını bir düğün cümbüşüne dönüştürüyor. 

Mevcuttaki sanatçı-hayran temas alanlarını nasıl değerlendirirsin, bunları sanatçı-hayran ilişkisini geliştirmek için yeterli buluyor musun?

HEY! DOUGLAS

Bence buradaki temel mevzu ilham almakla başlıyor. Sanatçı kitlesinden ilham alıyor. Mimariden ilham alıyor. Yaşadığı toplumdan, içinde bulunduğu dünyadan ilham alıyor ve bunu müziğine ve sanatına yoruyor. Dinleyici de ilham aldığı sanatçıyı seviyor. Yani sadece o sanatçının popüler ya da herkes tarafından dinleniyor olmasını değil. 

Burada dinleyicinin gözünde dinleyiciye dokunmak çok önemli. Eğer kendi kemik kitleni yakalayabilirsen, o kitle seninle kurduğu bağ ve iletişimde senin bir parçan hâline geliyor. Günümüzde daha sanal bir dünya söz konusu. Sanatçılarla hayranlar arasında bire bir iletişim biraz zor.

Fakat benim doğup büyüdüğüm yerde de imkanlar kısıtlıydı, internet yoktu mesela. Kasetinden dinlediğim birçok sanatçının yüzlerini, albüm kapaklarını, kim olduklarını bilmiyordum. Zaman içerisinde onların albüm kapaklarını görüp kliplerini izlemeye başladığımda da, dışarıda bunu göstermem gerekiyor hissine kapıldım. 

Eskisi gibi imza günleri ya da buluşmalar olamıyor. Merch‘ler bizi sanatçılarla bir araya getirecek en somut, en gerçek şeylerden biri. Bu da beni heyecanlandırıyor.

Bir sanatçının artistik dünyasının merch’lere dönüşmesi neden önemli?

HEY! DOUGLAS

Birbirimize olan sevgimizi ve hayranlığımızı cömertçe ifade etme konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Bunun için belki de doğru mecrayı bulamıyoruz. Yani dışarıda, sosyal medyada bile olsa, gördüğümüz, tanıdığımız ve hayranlığımızı göstermek istediğimiz birisi karşısında tutulup kalıyoruz. Ne diyeceğimizi bilmiyoruz. Bu değerleri kaybettiğimizi düşünüyorum. Sadece bir düğmeye basarak, kalp göndererek beğenini belli etmek yeterli değil.

Eskiden plak, CD, kaset kapakları vardı. Bir şekilde bir şeyin ucundan tutuyorduk. Şimdi ise bir sanatçıya, sevdiğimiz bir şeye telefonun kabıyla temas ediyoruz yalnızca. Bu anlamda, merch’lerin birbirimize olan hayranlığımızı ve sevgimizi belirtmek konusunda yeni yollar keşfetmemiz adına iyi bir yere dokunduğunu düşünüyorum.

Bir yandan, insanın kendi kimliğini yaratıyor olmasının ve kendisiyle iletişim hâlinde olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu iletişimin dürüst ve manipülatif olmayan tarafında sevdiğim bir sanatçının; bir ideolojinin ya da düşüncenin bir parçası olduğumu somut bir şekilde, sokakta gösterebilmeye ihtiyacım var.

Diğer yandan da, örneğin bir konserde, özellikle de bir festival alanında benimle ilgili bir merch giymiş birisini gördüğümde daha güçlü ve mutlu oluyorum. Çünkü kendimle o kişi arasında bir bağ olduğunu hissediyorum. Bu, somut bir şeyin içgüdüsel ve soyut bir şeye dönüşmesini temsil ediyor bende. Bu açıdan da merch’ü çok önemli buluyorum. 

Hey! Douglas, İstanbul Çorbası koleksiyonu fotoğraf çekiminde. Üstünde siyah renkli bir tişört var. Omzunda koleksiyonda kanvas çanta var.
Hey! Douglas, Kaynar Kazan tişörtü ve Kazan Kepçe çantası ile.
Hey! Douglas, İstanbul Çorbası koleksiyonu fotoğraf çekiminde. Üstünde beyaz renkli bir tişört var. Elinde golf sopası var.
Hey! Douglas, Biberli Araba tişörtü ile.
Hey! Douglas, İstanbul Çorbası koleksiyonu fotoğraf çekiminde. Üstünde siyah renkli bir tişört var. Koleksiyon adını betimlemek için bir elinde tencere, diğer elinde kepçe var.
Hey! Douglas, Kaynar Kazan tişörtü ile

“İnsanların birbirine olan hayranlığını belli edecek çok fazla bir şey yok ve toplum olarak buna çok ihtiyacımız var.”

Hey! Douglas, İstanbul Çorbası koleksiyonu fotoğraf çekiminde. Üstünde siyah renkli bir tişört var. Arkası dönük şekilde sırtında koleksiyonda siyah-kırmızı kanvaş çanta var.
Hey! Douglas, Kaynar Kazan tişörtü ve Kazan Kepçe çantası ile.
Hey! Douglas, İstanbul Çorbası koleksiyonu fotoğraf çekiminde. Üstünde beyaz renkli bir tişört var. Sırtı dönük. Elleri arasında bir golf sopası var.
Hey! Douglas, Biberli Araba tişörtü ile

Her detayını düşündüğün müzikal projende ipleri başkasının eline vermek nasıl hissettirdi? Sanatsal kimliğinden beslenerek ortaya çıkan üretimlerin sendeki etkisi ne oldu?

HEY! DOUGLAS

Kendi görsel dünyamla ve müzikal yapımla, bütün o ilham kaynaklarımla çok haşır neşir biri olduğum için bunları bir aksesuara, bir kıyafete, bir merch’e dönüştürme sürecinde ne istediğimi çok iyi biliyordum.

“Tasarımsal dünyanın yaratım  sürecinde şunu farkettim ki benim de değişmeye, ilham almaya ve daha da önemlisi farklı bir açıdan gözlemlenmeye ihtiyacım varmış.”

Çok uzun bir süre daha üzerine kendim çalışarak, belki çok kafa patlatarak, strese girip yaratıcılığımı zorlayarak sonunda hayal kırıklığına uğrayacağım bir mücadeleye girebilirdim. Bunun yerine dışarıdan temiz bir göz ve vizyonla sanatçıya ilham verebilen, benim yoğun çizgilerimi ve tabirlerimi minimalize ederek beni rahatlatan ve üzerimdeki stres yükünü alan bir görsel dünyaya kavuştum MÖRÇ’le.

Merch tasarımlarıyla oluşturulan yeni görsel katman, sanatçıyı kendi evreninin anlatımı için besleyebilir mi?

HEY! DOUGLAS

Hey! Douglas müziğinin görselde bir karşılık bulmasını çok istedim. Daha iyi anlaşılması için görsel bir tasvire ihtiyacı vardı. Bir müzisyen için görsel dünyanın tasviri çok önemlidir. Biz aslında bunu kliplerle anlatmaya çalıştık epeyce. Şarkıyı yapmadan önce klibini düşünürdük, kapağını düşünürdük.

MÖRÇ’le iş birliğimle ise ürünlerimi gördüm ve “artık müziğimi düşünebilirim” dedim. Bu bana çok eğlenceli ve zevkli geldi. Dönüşüm de biraz böyle bir şey. Bir anda yukarıdan pat diye gelmiyor. Bir çalışma beraberinde yoğun bir emek istiyor. Ben de MÖRÇ’ün çalışmalarından faydalanarak bir değişime uğradım. Bu benim setlerime, müziğime, konserime anında yansıdı. Son konserlerimde MÖRÇ tişörtü giyiyorum. Kendimi performans boyunca bir koruma kalkanı içerisinde hissediyorum.

MÖRÇ x Hey! Douglas iş birliğinden ilk meyvesi “İstanbul Çorbası” oldu. Hey! Douglas’ın bugüne kadarki müzikal mirasıyla “İstanbul Çorbası”nın buluşma hikâyesi nedir? 

HEY! DOUGLAS

Hey! Douglas gibi Batı’nın imkânlarını Doğu’nun havanında dövme potansiyeli ve içgüdüsü olan; bizim armonilerimizi ve melodilerimizi bir sonraki nesle taşıma gibi bir misyonu benimseyen ve dünyaya, yabancıya “Hey! Douglas” diye seslenen bir müzik projesinin yapacağı yemek bir çorba olurdu diye düşündüm. 

Çorba bizim kültürümüzdeki en önemli unsurlardan bir tanesi. İstanbul çorbası da buranın çok çeşitliliğini, çok kültürlüğünü, bulunduğumuz yerin zenginliğini ifade eden mütevazı bir yemek. İstanbul’da karman çorman, çorba gibi bir şeyin içerisindeyiz. Biz de İstanbul çorbasıyla şehrin karışıklığını benimseyip bunu sahiplenmek istedik. Onu içmekten ve servis etmekten keyif alalım dedik. İstanbul’a duyduğumuz hayranlığı göstermek için de iyi bir sebep oldu.

Hey! Douglas, İstanbul Çorbası koleksiyonu fotoğraf çekiminde. Üstünde beyaz renkli bir tişört var. Elinde golf sopası var.
Hey! Douglas, Biberli Araba tişörtü ile.
Hey! Douglas, İstanbul Çorbası koleksiyonu fotoğraf çekiminde. Üstünde beyaz renkli bir tişört var.
Hey! Douglas, Biberli Araba tişörtü ile.

Konseptin görsel kataloğundan favori motifin nedir peki?

HEY! DOUGLAS

Hiç birini ayırt etmiyorum. Bu şarkılara olan yaklaşıma benziyor ister istemez. Oradaki her bir motif benim için aslında bir şarkı, bir albüm belki de. Kişisel olarak acı biber motifi çok hoşuma gidiyor. Çünkü acıyı çok severim.

Aldığın ilk müzik merch’ü neydi hatırlıyor musun? Bir hikâyesi var mı?

HEY! DOUGLAS

Ankara’da Maltepe Pazarı’nda, henüz müziğini dinlemeden, çok beğendiğim için bir Iron Maiden tişörtü almıştım. Onun haricinde, graffiti yaptığım dönemlerde kendime bir tane Moog tişörtü çizmiştim. Esasen, kariyerimi çok etkileyen 2Pac’in Outlawz grubunun bir posteri vardı odamda. 

Posterinden tişörtüne kadar merch’lerin bizi psikolojik olarak çok olumlu etkilediğini düşünüyorum. Hayal gücü açısından ve duygularımızı dışa vurma konusunda bizi daha özgüvenli hâle getiriyorlar.

Sevdiğin bir albümün kapağından esinlenen bir merch yapabilecek olsaydın, bu hangi albüm olurdu? Merch’ü ne olurdu?

HEY! DOUGLAS

Bir albüm kapağı aklıma gelmiyor. Fakat şöyle bir şey yapardım: Rachid Taha, Metallica, Nazareth ve Bone Thugs-n-Harmony’i bir araya getirmek ve bundan bir görsel dünya yaratarak bir tişört yapmak isterdim. Çünkü küçükken bir gün bir kaset bulmuştum. Kasetin A yüzünde Metallica, Nazareth; B tarafında ise Rachid Taha ve Bone Thugs-n-Harmony grubunun kayıtları vardı. Kasetin üzerinde hiçbir şey yazmıyordu ve ben bunları kim olduklarını bilmeden dinliyordum. O zamanlar kafamı açan bu kasetin merch‘ünü yapmak isterdim.

Production + Creative Direction + Styling + Photography [at] Studio These Days

Creative Production: Studio These Days
Photography: Ozan Gür
Photography Assistant: Mustafa Can Koca
Creative Direction: Eda Gündüz
Stylist: Nazlı Uzunoğlu
Make Up: Berkay Marangoz
Hair: Enes Kara
Retouch: Meyhayat Kermen
Big Thanks: Taner Turna + Burcu Biçer + İrem Ekinci + Sinan Yazıcı