AKKOR KOLEKSİYONUNUN KIŞLIKLARI GELDİ. ŞİMDİ KEŞFET.

SANA HAYRANIM #8 | EDA EMİRDAĞ

0023

Söyleşi

Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.

Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.

Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin yeni konuğu Eda Emirdağ oldu.

Bu röportaj Mart 2025 tarihinde gerçekleşmiştir.

Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?

EDA EMİRDAĞ

Işığı geçirebilen nesnelerle karşı muazzam bir çekim hissediyorum ve sahiden büyüleniyorum. Bunlar, ışığı geçiren ama aynı zamanda kendi varlığıyla görünüşe katman ekleyebilen nesneler; su, meme silikonu, cam prizmalar mesela.

Sanırım bunu da ilişkisel anlamda düşündüğümde, duygusu okunabilen insanlara benzetiyorum. Samimiyet de ‘büyülendiğim’ bir tavır mesela.

Işığı geçiren ama aynı zamanda kendi varlığını hissettiren nesneler, tıpkı duygularını saklamayan, ama yine de kendine has bir derinliği olan insanlarla özdeşleştiriyorum.

Yaşam alanında muhakkak olmasını istediğin şey nedir? Ona karşı hislerin nedir?

EDA EMİRDAĞ

Oyun. Bu benim için yeni bir tavır; anlamlandırmanın ötesinde, oyunlaştırarak ilişki kurabilmek. Oyun, keşfetmeye ve deneyimlemeye açık bir alan yaratıyor.

Sanatta, ilişkilerde ve hatta yaşamın kendisinde oyunlaştırma, katılımı ve bağlantıyı güçlendiren bir şey olabilir.

Gündelik hayatıma oyun ruhunu dahil edecek ritüeller hatta inançlar ekliyorum sonra inançtan sıyrılmaya çalışma oyunu bile oynuyorum. Oyun, heyecanı ve merakı canlı tutuyor. Belki de en çok bunu seviyorum.

İlk kez hayranlık duyduğunu hatırladığın bir anı anlatabilir misin?

EDA EMİRDAĞ

Belki bu günlerde çok fazla karşıma çıktığı ve çocukluğumu çağrıştırdığı için kolaylıkla ‘hayranlık’ hissettiğim şey 7 yaşında üst komşumuzda gördüğüm piyano idi. Kimse çalmıyordu fakat kapağın altında sadece sen dokunduğunda seninle konuşan, varlığı, kapladığı alanı benden çokça büyük ve hakimiyet değil seninle dans etmek isteyen bir varlıktı.

O zamanlar cesaret edememiştim dokunmaya dahi ama şimdilerde o da benimle buluşmak istiyor ki sürekli karşıma çıkıyor.

Hayran olduğun şey seni nasıl değiştirdi?

EDA EMİRDAĞ

Hayran olduklarım önce aşk gibi yüksek bir duyguyla sonra durumu gene kendime yorarak şekilleniyor. Hayranlık duyguma hayran olmak gibi bir şeyden bahsediyorum. Karşımdakine hayran olmak değil, kendi hissime odaklanmak onu görebilmek ve asıl kutsal olanın benim ona hissettiğim olduğunu anladığımda işler fevkalade değişmeye başladı.

“Bir dönem hayrandım ama şimdi pek değil.” dediğin bir şey var mı?

EDA EMİRDAĞ

Umay Umay ve tanışıklığımız sonucu bende deşifre olmuş ‘ünlüler’

Hayran olduğun şeyi kısaca anlatmak ve bununla ilgili bir mesaj hazırlamak istesen, bu nasıl bir formatta olurdu ve ne derdin?

EDA EMİRDAĞ

Bunu şükür ki sanat yoluyla yapabilecek araçlar tanıyorum.
Fotoğraf, video en temel ‘oyuncaklarım’. Bir şekilde de etkileşim hissini içinde tutabilirsem çok mutlu oluyorum. Bu etkileşim sınırları zorlayıp oradan bir duygu çıkarmaya çalışmak da olabilir. Kışkırtıcı, sorgulayıcı, erotik, irite edici de olabilir. Yeter ki duygu çıksın.

Diyeceğim şey ise görsel ifade alanına sahip olduğumu düşündüğüm için ancak öyle en iyi şekilde aktarabilirim.

“Hayranlık, bir şeye değil, onun bende yarattığı hisse dair. Onu görmemin, ona bakmamın ve onun içinden geçmemin şekli benim hikâyemdir.” diyebilirim.

Hayran olduğun şey nasıl bir dünya kurmana yardımcı oluyor? Seni nelerden koruyor?

EDA EMİRDAĞ

Şu aralar hayran olduğum şeyler; oyun, şeffaflık, katmanlar ve etkileşim bana akışkan, deneyime açık ve keşif dolu bir dünya kurmama yardımcı oluyor.

Bu dünya, keskin sınırları olmayan, bir anlamda kendini sürekli yeniden şekillendiren bir alan. Belki bir ışık kırılması gibi… Gerçeklikle oyun oynayabilen, duyguları birer malzeme gibi kullanabilen bir dünya. Sabit tanımlardan uzak, esnek, dönüşebilen, merakın kaybolmadığı bir yer.

Sanırım bu kurduğum oyun beni katı gerçeklikten ve bu günlerde yeni öğrenmeye çalıştığım anlam yüklemeden koruyor. Oyunlaştırarak ilişki kurduğumda, anlam arayışının getirdiği katılığı bırakabiliyorum.

Bazen şeyleri olduğu gibi deneyimlemek, onlar hakkında fazla düşünmeden onlarla akışa geçmek çok daha özgür hissettiriyor fakat dediğim gibi bende yeni öğreniyorum.


SANA HAYRANIM #7 | SEDA ERCİYES

SANA HAYRANIM #6 | LARA LAKAY

SANA HAYRANIM #5 | ELİF BEREKETLİ

SANA HAYRANIM #4 | KÜBRA SU YILDIRIM

SANA HAYRANIM #3 | ORÇUN ONAT DEMİRÖZ

SANA HAYRANIM #2 | DİLARA ŞAHİN

SANA HAYRANIM #1 | AYLİN KUTKU

SANA HAYRANIM #7 | SEDA ERCİYES

0020

Söyleşi

Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.

Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.

Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin yeni konuğu Seda Erciyes oldu.

Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?

SEDA ERCİYES

Kendimi bildim bileli ikonlara çok hayrandım. Baştan sona hikaye tasarlayan, farklı sanat dallarıyla kendini ifade eden, biraz asi ve biraz anormal her ikonu iş üstünde izlemek beni büyülüyor. Bir insanın tutkulu olduğu konuda müdanasızca ve hür bir şekilde su gibi akışını izlemek çok özel. Sanırım benim hayattaki amacımı bulmama yardımcı oldukları için onları çok seviyorum.

Yaşam alanında muhakkak olmasını istediğin şey nedir? Ona karşı hislerin nedir?

SEDA ERCİYES

Güzel ışık, güzel koku, rahat bir koltuk, iyi bir ses sistemi. Yani tüm duyularıma hak ettikleri lüksler yaşatmayı seviyorum. Lüks anlayışım alanında iyi zanaatkarların işlerini çevremde bulundurmak. Bu beni sanatçı olarak besliyor, gözümü ve ruhumu doyuruyor. 

İlk kez hayranlık duyduğunu hatırladığın bir anı anlatabilir misin?

SEDA ERCİYES

Okuldan dönüp televizyon karşısında müzik kanallarını keşfetmem ve kliplerin içinde kaybolmam sonucu, kadın şarkıcıları gördüm. Orda, Nil Karaibrahimgil’in o zamanlar beni çok korkutan (Az önce klibi açtım adam hala çok korkunç…) ama kendimi izlemekten alamadığım “XL” klibine tutulduğumu ve o her çıktığında Nil’in taklidini yaptığımı hatırlıyorum. Sanırım bir müzik yıldızı olmayı hayal ediyordum.

Hayran olduğun şey seni nasıl değiştirdi?

SEDA ERCİYES

Bu çocuksu hayal ve çaresiz sevda (müzik) kalbimi önce kocaman yaptı sonra delik deşik etti. En tepelerden dünyayı da gösterdi, bataklığıma da daldırdı. Hayran olduğum tüm ikonlar beni hamur gibi şekillendirdi, sonra hepsini tekrar uğramak üzere bir kutuya kaldırdım ve kendimle uğraştım. Bu aşk, duygularımla başa çıkmayı, kendimi daha iyi tanımamı sağladı, başka insanların hayatına dokunabildim, anılarda var oldum, ilham verdim. Olacağını hiç düşünmediğim şeylerle bana yaşama amacımı tekrar tekrar hatırlattı.

Hayran olduğun şeyi kısaca anlatmak ve bununla ilgili bir mesaj hazırlamak istesen, bu nasıl bir formatta olurdu ve ne derdin?

SEDA ERCİYES

Kocaman ihtişamlı bir kumaş ve yanında bir defter. Zor zamanlarında yumuşacık ve sarıldığın bir yorgan, bazen de iddialı bir pelerin olabilir. O defterden her zor anında bir sayfa okunacak, sonra okuma bittiğinde boş sayfalara yeni şeyler yazılacak. Sonra o sayfalardan şarkı bestelenecek ve pelerinle sahneye çıkılacak. 

Hayran olduğun şey nasıl bir dünya kurmana yardımcı oluyor? Seni nelerden koruyor?

SEDA ERCİYES

Çoğu zaman oyun oynamaktan ve hayal kurmaktan ne kadar uzaklaştığımı fark ediyorum. Yaş aldıkça durum daha da vahim. Hayran olduğum şey beni zaman ve mekan algısından koparıp sıkıcı gerçekliğimden bir an olsun kaçırıyor. Müzik ve ikon müzisyenlerin benim üzerimde böyle bir etkisi var, bunu hiçbir şeye değişemem.

O kişinin yarattığı gezegene gidip kendi köyümü kuruyorum, kendi sıram gelince onun kurallarıyla ve renkleriyle elimi oynamak için bekliyorum. Bu, kendi sanatçı yolculuğumda içimdeki çocuğu iyileştirmeye yardımcı oluyor. Görülüyorum ve ben de aynı hisleri başkasına yaşatmak için heyecanlanıyorum.


SANA HAYRANIM #6 | LARA LAKAY

SANA HAYRANIM #5 | ELİF BEREKETLİ

SANA HAYRANIM #4 | KÜBRA SU YILDIRIM

SANA HAYRANIM #3 | ORÇUN ONAT DEMİRÖZ

SANA HAYRANIM #2 | DİLARA ŞAHİN

SANA HAYRANIM #1 | AYLİN KUTKU