Hayranlık, çoğu zaman “hayatı değiştirecek” bir duygu gibi görünmez. Dev çığlıklar, büyük sahneler ya da destansı hikâyeler aramazsın; bazen sabah uyanır uyanmaz kulağında çalan bir şarkıda, bazen de sokakta yürürken gözüne ilişen bir ayrıntıda kendini gösterir. Günlük rutinin içine sızan o şey, birden “burası tam benlik” dedirten bir ışık yayar. Yıllar önce sıkıcı ödevinden kaçmak için seyrettiğin bir videoda, ya da favori sanatçının performanslarını taklit ettiğin bir akşamda, bu hayranlığın izleri vardır.
Sana Hayranım bir söyleşi serisi. Amaç, kendimize dair hatırlatmalar sunan, yeni tanışmalara olanak sağlayan beğenilerimizi dışa vurmak. Yani “Sana hayranım!” cümlesini yüksek sesle söylemek. Bir yandan öznelliği, öte yandan birlikteliği kutlamak.
Mörç Studio olarak bu seride konuklarımıza hayranlıklarını hatırlatan, bu yoğun beğenide kendinle karşılaşma hikâyesini ortaya çıkaran bazı sorular sorduk. Onlardan cevapları diledikleri formatta iletmelerini istedik: kolaj, resim, fotoğraf, ses kaydı, video ya da yazı. Hiç fark etmez; senden kopsun yeter dedik. Serinin yeni konuğu Caniş Vardal oldu.
Caniş Vardal için hayranlık, insanın kendine seçtiği bir yol gibi açılıyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Yaşar Kemal’e, Reşad Ekrem Koçu’ndan Aysel Gürel’e uzanan bu haritada üretmekte istikrar, kültürel hafıza, emek ve sevgi aynı yerde duruyor. Hayran olduğu şeyler ona bir pusula, bir deniz feneri, bir öğretmen gibi eşlik ediyor.
Onları severken kendini tanıyor; çocukluktan kalan hevesleri, günlük tutan Canis’i, mektup yazan halini, film biletlerini saklayan yanını koruyor.
Bu bölümde hayranlık, birine ya da bir şeye uzaktan bakmakla kalmıyor; emek vermeye, anlamaya, kaydetmeye, küçük bir fanzin ya da sözlük hazırlayacak kadar özen göstermeye dönüşüyor.
Sana Hayranım serisinde, hayranlığın insanın kendisiyle kurduğu bağı nasıl derinleştirdiğini konuşuyoruz.

Seni gördüğünde, denk geldiğinde, karşına çıktığında gerçekten “büyüleyen” şey nedir? Onu neden seviyorsun?
CANİŞ VARDAL
Sabırla, sevgiyle, gönüllü bir mecburiyet ile yapılmış şeyler beni çok derinden etkiliyor. Sanki başka çaresi yokmuş, bu sevgiyi aktarmanın en mütevazı, gösterişsiz ama derinden sezilebilen bir yolunu öylece görüvermiş, bilivermiş gibi olan şeyler…
Bir şehre olan sevgisini, perperişan olana hayranlığını ansiklopedi yazarak borç gibi ödemiş Reşad Ekrem Koçu; kundaktan beri hikayelerle, ninnilerle büyümüş; mayasında okumak, söylemek, dengbejlik olan Yaşar Kemal’in halk söylenceleri ile dopdolu göğsündeki yarıktan destanların taşması, fışkırması… Büyüleniyorum.
Bir şeye olan sevgisini gösterirken bir kültür inşaa eden bu insanlara özeniyor, yollarını yolum belliyorum. Yakın zamanda Ankara’da Dou Studio’da litografi bastım, stüdyonun kurucu yürütücüleri Doğu ve Naz da aynı şekilde beni etkiledi. Kurdukları atölye ve onu sürdürmekteki istikrarları, var oldukları yıllar içinde farklı insanlara dokundukları bir sistem kurmuş olmaları çok etkileyiciydi. Orada bulunduğum süre içerisinde buna tanıklık etmek beni etkiledi.


Hayran olduğun şey seni nasıl değiştirdi?
CANİŞ VARDAL
Hayran olduğum şeyler hayran olmayı seçtiğim şeyler. Onların hangi yönlerine hayranım, onlar gibi olmak istediğim, örnek aldığım, kendimde cevherini taşıdığıma inandığım taraflarına. Bunlar: üretmekte istikrarlı, içine doğdukları folklorun kültürel kodlarına hakim olan, o değerlerle ilgili bilgiye, donanıma sahip filmler, şarkılar, kitaplar, kişiler oluyor genelde…
Ben onları severken kendimi tanıdım, onların benden önce geçtikleri yolları öğrenerek kendi yolumu seçtim. Bir pusula, bir deniz feneri, duygularımın tercümanı oldular. Hem kendimi anlamamı sağladılar. Hem olmak istediğim kişiyi inşa ederken bana rehberlik ettiler. Öğretmenim oldular. Beni değiştirmekten ziyade kendimle kurduğum bağı güçlendirdiler, derinleştirdiler.
Bedri Rahmi Eyüboğlu, Çalıkuşu Feride, Yaşar Kemal, Pertev Naili Boratav, Abidin Dino, Aysel Gürel, Reşad Ekrem Koçu… Eskiden Eminem ve Anathema’ya hayrandım (O yaşımda tutkularımın hedefi olacak bir şeye ihtiyacım vardı. Eminem’in öfkesini çok seviyordum.).

Hayran olduğun şeyi kısaca anlatmak ve bununla ilgili bir mesaj hazırlamak istesen, bu nasıl bir formatta olurdu ve ne derdin?
CANİŞ VARDAL
Bir fanzin hazırlardım. A’dan Z’ye her harf için 2-3 madde ile ona dair, onun sevdiği, ona ait olan şeyleri yazardım. Sevmek basit bir şey gibi gelmiyor; görmek, anlamak, bunun için çaba harcamak, özen göstermek ve bir şey yapmak gerekliliği yaratıyor bende. İçsel olarak neden ona çekildiğini anlamak, üzerine kafa patlatmak, yeniden tanımlamak…
Bir ilişki, inşaa edilmeli ve bu inşaatın temelini zamanın kendisi atıyorsa da onu bir yapı haline getiren şey sanki benim harcına aktardığım yoğun bir emek. Şöyle açayım, arkadaşlık zamanla yan yana yürüdüğün, birbirini hayatına şahit olduğumuz bir yol ama sadece yan yana denk geldiğimiz için derinlik kurulmuyor.
Birini tanıyoruz, hallerini biliyoruz, anlamak için gözünün ta içine bakıyoruz, başka türlü bir vakit harcıyoruz. Ne zaman üzgün, ne zaman yardıma ihtiyacı var, ne zaman yardıma ihtiyacı olduğunun farkında değil, ne zaman yardım isteyemiyor… derin bir kavrayış ile ona dair her şeyi anlamak isterim. Dolayısıyla hayranlığım hakkında minik bir sözlük, minik bir kitapçık yazardım. Ve şunu derdim “Yalancıdır hep aynalar, gir kalbime gör kendini. Gerçek yüzün bir bende saklı, gir kalbime gör kendini.”
Hayran olduğun şey nasıl bir dünya kurmana yardımcı oluyor? Seni nelerden koruyor?
CANİŞ VARDAL
Hayranlık duyduğum şeyler beni kendi özümü kaybetmekten koruyor. Şuna çok dikkat ediyorum: çocuklukta, ergenlikte yürekten bağlı olduğum beni ben yapan şeyleri, kendimin köken halini korumaya, zamanla uzaklaşsam da hep geri dönmeye. Bunu mesela şu şekilde sağlıyorum, okuma yazmayı öğrendiğimden beri günlük tutuyorum. Günlük tutan Caniş’i koruyorum.
Mektup arkadaşım olmuştur hayatımın her ama her döneminde. Okuma yazmayı ilk öğrendiğim zamandan beri, yaz tatilinde tanıştığım arkadaşlarıma, ortaokul zamanı şehir değiştirdiğimde eski okulumdaki sıra arkadaşlarıma, lisede forum sitelerinde tanışıp dost olduğum insanlara, üniversitede sevgililerime, bugünse bir şekilde aramıza mesafe giren ve yurtdışında yaşadığı için uzun zamandır görüşemediğim eski birkaç arkadaşım ile hala mektuplaşıyorum.
Bunu sürdürmek, küçücük yaşında romantik hevesleri olan kendimi unutmamamı, muhafaza etmemi sağlıyor. Film biletlerini saklamayı seven halimize ihtiyacımız var. Onu kaybetmek bizi yozlaştırır, çekirdek benliğimizi kaybettirir diye düşünüyorum. Hayatın tadını çıkarmak için yaptığımız ufak yürüyüşleri sürdürmeyi kendimize karşı görevlerimizden biri olarak addediyorum, dinlediğimiz kötü müzikler yapan grupları dinlemeye devam etmeyi de.
SANA HAYRANIM #11 | MİSLİNA GÖKSEL
SANA HAYRANIM #10 | YALÇIN PEMBECİOĞLU
SANA HAYRANIM #8 | EDA EMİRDAĞ
SANA HAYRANIM #7 | SEDA ERCİYES
SANA HAYRANIM #5 | ELİF BEREKETLİ
SANA HAYRANIM #4 | KÜBRA SU YILDIRIM
SANA HAYRANIM #3 | ORÇUN ONAT DEMİRÖZ
























